alper 的个人资料Sen değiş, dünya da deği...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


12月29日

Acemi Çabalar

Dönüp durmuş kendi etrafında mecnun gibi,
Söz bilmez, sevmek gerekmez mahkum olmuş,
Derdi çok, dili yok, mazlum yalnızlığım.
Ve gitmek gelir içimden gidemeden,
Ama gülmek gelir içimden gülemeden...
Bir ateş yakmışım olabildiğince büyük gecenin karanlığında,
Anlamaz bakışlı yüzler ısınır belki sıcak nedir bilmeden,
Donmaz sağ kalırsa, kadir kıymet bilemeden...
Küp dolmuş artık, unutur olmuşum geçmişi,
Nasır tutmuş hislerim, uykuda ağlar bulmuşum kendimi.
Çatısız kalmış da sinmiş bir köşeye yağmuru izlemez gibi,
Pek konuşmaz, fazla zaman gerekmez misafir olmuş,
Çıkmaya gönlü yok, kalmaya gücü,
Bir anlamı var, önemi kalmış gibi tüm acemi çabalarım.
 
alper
12月22日

İyi Keşifler...

Doğduğunuz ana göre takım yıldızlarının konumu aynı parmak iziniz gibi benzersiz ve size özeldir. Doğduğunuz an adeta size bir mikroçip yerleştirilmiştir ve bu çip sayesinde yıldızların konumları sizi diğerlerinden farklı etkiler. Benim burcum yengeç ve yükselenim başak. Bu iki burcun da etkilerini taşıyorum. Kabul etmeyebilir veya önemsemeyebilir insanlar ama herkes taşır. O zaman karşımızda ciddi bir problem var. Dinler açısından. Temellerinden sarsacak birşey bu. Hatta devrilmelerine yol açacak bir şey. Nedir o? O, insanların bu dünyada hiçbir şekilde eşit olmadıklarıdır. Hayata hiçbir açıdan eşit başlamadıklarıdır. Böyle birşeyin gerekmediğidir. Çünkü hayatın amacının sınav; ödülün cennet veya cehennem olmadığıdır.

Bir burç hisleriyle, sezgileriyle hareket eder diğeri zekasıyla, bir burç hırlısıdır diğeri değil, bir burç yenilikçidir diğeri muhafazakar vs vs.. Bu liste uzayıp gidebilir. Biz doğduğumuz an bu listeden bazılarını belirli oranlar da almışız. Örneğin A burcundaki biri şefkatli ve merhametli ise bu kişi genellikle iyi dediğimiz insana dönüşür ama B burcundaki hırslıysa o kişi kötü dediğimiz bazı işleri yaparken çok zorlanmayacaktır. Etrafınıza bakın balık burcundan kaç tane gaddar insan var?  

"Farklı burçtaki insanlar aynı olay karşısında farklı şeyler hissedecek ve düşünecektir." Demek ki biz doğduğumuz zaman belli etkileri deneyimlemek için programlanıyoruz. Bu programa/çipe "burç" diyoruz. Kendimden örnek verirsem yengeç burcunun etkisiyle inanç konularında sezgilerimle derinlere inebiliyorum ve başak etkisiyle indiğim derinlerde analizlerimi yapabiliyorum. Bunlar iyi taraflarıydı kötü taraflarını sonra anlatırım :) Sonuçları işte buradaki inciler oluyor. Herkesin bir yaşam planı var.  

Burada çok önemli olan bir noktayı gözler önüne serme zamanı geldi: Dünyayı algılayış ve buna mukabil davranış biçimi karakterimiz ise ve algılarımızdaki farklılıklar doğum anınmızda kodlanıyorsa benim karakterim doğmadan önce yoktu doğum anında belirdi. "Ben doğum anında bu elbiseyi giydim. Ölüm anında da çıkartacağım." Ve öldükten sonra aynen doğmadan önce olduğu gibi sadece Allah'tan bir nefes olarak kalacağım. Ve tabi sizlerde. Yani sen ve ben arasında bir fark kalmayacak. İnsanlar arasında fark gören gözler aslında bu elbiseleri görmektedir.  

İnsanlar yani Allah'ın özgür ve kendine özgü denemeleri bu karakterleri yani elbiselerini "keşif" için kullanmaktadır. Eğer hayatlarınızdan birinden sonra bu keşfe devam etmek istemezseniz elbisenizi çıkarıp atıp, devam etmeyebilir, tüme karışabilirsiniz. Ancak devam etmek isterseniz ki isteyeceksiniz bir sonraki hayatınızda genellikle kaldığınız yerden devam edeceksinizdir. Size uygun bir doğum anı gelinceye kadar beklersiniz. Doğduğunuz zamanki doğum haritanız geçmiş yaşamlarınızdan da izler taşır. Ama henüz astroloji bunu keşfedecek kadar gelişmedi :)  

Bir insanın gözlerine baktığınızda elbisesine iyice gömülmüş olduğunu görebilirsiniz. Bu kişi holding patronu da olabilir bir avare de. Ama o hala Allah'ın nefesidir ve küçük görecek birşey hiçbir zaman yoktur. İyi bakın, orda durmuş size bakan, "elbisesinin ardındaki" kimdir? Belki çoğu gibi kaybolmuş ve unutmuştur, kendini Ahmet, Ayşe sanıyordur ama iyi bakın kimdir o elbisenin ardındaki?  İnsan, Allah'ın kendine has, bağımsız bir denemesi dışında ne olabilir ki? Hatta dünya, Allah'ın bu denemelerini özgürce ve "diğer dünyalardan" izole yaşayabileceği bir yer dışında ne olabilir?
 
İnsanlığın dünyadaki yaşamı kendi serüvenidir, serüvenimizdir. Bu serüvene doğrudan veya dolaylı hiçbir müdahale olmamıştır. İnsanlar unuttu ve kendilerini dünyada buluverdi. Sonra sordular: Ben,biz kimiz kim yarattı bizi, neden? Ve işte bu soruları sormaya başlayınca serüvenimiz başladı ve serüvenimiz de, hayatın amacı da zaten budur. Keşiftir. İnsanlık hayatın amacının dışında birşey yapmamıştır bugüne kadar ve budan sonra da yapmayacaktır. Yoksa hayatın amaccı gerçekleşmemiş olurdu değil mi? (Dediğim gibi herzaman, heryerdeki mükemmelliği keşfedin) İnsanlar doğduğu topluma göre mensubu olduğu her dini, mezhebi kusursuz, tam ve tek zannetmişler ve zannediyorlar. Halbuki bunlar keşif yolundaki denemelerdir. Yine sadece insanların denemeleridir. Hiçbir din sonuç değildir ki aslında bir sonuç gerekli değildir. Tek gerçek süreçtir. Şuan "tanışma" faslındayız. Birbirimizle birbirimiz olmadan tanışıyoruz.
 
Herkes farklı bir çiçektir ve değişmeyeceksiniz. "İnsanları değiştirmeye çalışan dinler, her çiçeğin olduğu gibi açmasını sağlamalıydı."
 
Hz.Adem'den başlayarak insanlar en zıt iki kutuptan yani oğulları Habil'le Kabil yani kötü ve iyi yani siyah ve beyaz'dan aşama aşama detaya inerek(keşfederek) bugün artık diğer renklerde insanlar olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Her renkten insan var. Bu mükemmel cümbüş insanlar arasında keşfin devamını da sağlıyor. Şöyleki, Eğer bir kişi keşif yolunda ilerlemiş ise belirli bir doğum haritası/yaşam planında doğacaktır ve bu plan çerçevesinde keşfine devam edecektir. Hayatına devam edeceği dünya, diğerleri tarafından bir şekle sokulmuş ve onu bekliyor olacaktır zaten. Yine siz, en uygun anda en uygun zamanda ve en uygun yerdesiniz. Yani henüz ileri olmayanlar ellerini dünyadan çekmedikleri için dünyaya şekil vermeye çalışmaktadır. O yüzden belki dünyaya/zevke yönelik bir burç etkisiyle doğacaklardır. Onların yaşamları ve faaliyetleri, hiçbirşeyin farkında olmasalar da, keşif erlerinin görmeyi istediği, ihtiyacı olduğu ortamdır. Hz. Muhammet'in Hz. Muhammet olması için gerekli olan içine doğduğu toplumun şartları gibi.
 
Hz. Muhammet ve diğer peygamberler doğmak zorunda değillerdi, "bu planlanmamıştı". Hiçbir şey günü gününe planlı değildir. Ama gerekti ve o karakterlerde doğumlar yaşandı. Söylediğim gibi siz kendini unutmuş Allah'ın bir nefesisiniz. Nasıl olur da bu kadar unutabilirim diye düşünmeyin bu Allah için çok kolaydır :)
 
Bazen şöyle deriz, bu dünya, herşey sanki sadece benim için yaratılmış, bana çalışıyor. Gerçekten de öyledir. Herşey size çalışmaktadır. Siz de başkalarına çalışmaktasınız. Herşey/hepimiz arasında bizim göremediğimiz en sıkı bağlar vardır. Bu bağlar bazen görünür olur gazetelerde veya günlük yaşamımızda "tesadüfün böylesi" deriz. Görünür olduktan sonra herkes görür :) Önemli olan ilk görenlerden olmaktır. Bunun için de çok çabalamayın eğer siz görecek kişi iiseniz göreceksiniz zaten. Bu hayat maceramızda bazılarımız çok ilerler bazılarımız gidemez. Anahtar cümleyi artık biliyorsunuz: "Herşey mükemmeldir." Demek ki herkesin derinleşmesi gerekmiyor. Bir kısmımız çok derinleşse bu yeterlidir. Dikkat edin bu, bugüne kadar hep böyle olmuştur. Birilerinin gerçek güzelliği görmesi için birilerinin fedakarlık yapması gerekmiştir. Yani kimimiz hiçbirşeyden habersiz acı çeken bir mazlum olduk kimimiz de onları gören ve insanlığı/merhameti vb keşfeden olduk. Artık biliyorsunuz. Hangi tarafta olduğunuzun bir önemi yok. Olduğunuz gibi olun (aslında zaten öylesiniz:) ).
 
Şimdi kendinize şu soruyu sormanız gerekiyor, hayat, ben kimliğinde hangi deneyimlere akıyor? İnsanlar bu soruya uygun yaşamak yerine klasikleşerek herkes gibi iyi bir iş iyi bir eş vb standart bir kalıba yöneliyor. Bu kalıplar çoğu zaman ruhunun akıp gitmesi gerektiği yer olmadığı için herşey yine klasik manada sorunsuz olsa da içten içe bir "stres" yaratıyor. Bunun çözümü de söylenmiştir aslında: Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol. :) İki şey yapabilirsiniz. Birincisi akıp gitmeniz gereken yeri bilinçli olarak görmek ki bu zor olandır. İkincisi çoğu insan gibi akışınıza kendinizi bilinçsiz bir şekilde bırakmak.  Akışı görmek keşiftir diğeri deneyim.  "Keşif aşamasına gelene kadar deneyim aşamasında kalırsınız." Siz bu alandayken kendinizi keşfe zorlar ve aynı zamanda kaşiflerin de keşfi olursunuz. Tarihimizdeki nicelerinin yaptığı gibi kaşifler, diğerlerine nasihatler sunarak onları da keşif tarafına geçirmeye çalışabilirler. Onlardan herhangi birisi kaşif modunda dünyaya gelmişse eninde sonunda olacaktır bu nasihatler veya hayatlarındaki bazı tesadüfler ve düşünceleri bunu mutlaka gerçekleştirecektir. Kaşif modunda gelen birisi deneyim modunda kısa bir süre sıkışıp kalabilir (bu durum deneyim insanlarının kalıplarıdır, büyük çoğunluğu bu kalıplara tek başlarına karşı çıkmaları gerekse de aşabilirler). Bu sıkışıklık genellikle ergenlik döneminin bitişiyle biter veya önündeki aşması gereken duvarları görür ve teker teker aşmaya başlar. Sonunda kaşif olacaktır. Ve kaşiflik asla bitmez.
 
İyi senelerde iyi keşifler... 
12月19日

Şafak Sökene Kadar

Karanlık çöktü ve izini kaybettirdi inadına inandıklarım,
Meğer ayrılık, tanıdık tek sima imiş dedim.
Hani nerde şimdi sımsıkı bağlandıklarım?
Meğer hiçbir bağ sonsuza kadar sürmezmiş dedim.
Uzun, çok uzun sirenler çala çala tükendi dokunuşların,
Meğer hiçbir ses, sessizliğimi bastıramazmış dedim.
Yaprakları sararmış en sevdiğim kitapları,
Okuyamıyorum artık anılara dalıp dalıp,
İçimdeki cam kenarı yolculukta uyuya kalmaktan.
Sen üşümüş ve güneşin doğuşunu izleyendin durakların birinde,
Ben seni...
Güneş doğdukça gözlerini kısarken sen,
Güzelliğin ortaya çıkarken ben gözlerimi açıyordum
Ve uyandım.
Meğer bir kelebek olmuş ve ömrümü geçirmişim,
Buzlarım çözülüp, tam uçacakken,
Bazen kısa bir gün, uzun bir ömürden evladır dedim,
Şafak sökene kadar...
 
alper
 
alper