alper 的个人资料Sen değiş, dünya da deği...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


4月2日

UMARIM

Siz hiç yere düşmüş kardeşini veya arkadaşını kaldıran, üzerindeki tozları temizlemesine yardım eden küçük bir çocuk gördünüz mü? Bu görüntü bana, kutsal olanlar dahil, hiçbir kitabın veremediği ilhami, sevgiyi, enerjiyi vermektedir. Evet bu böyledir. Ben isterim ki insanlar başlarını gömdükleri kitaplardan çıkartıp evrendeki ahengi görsün melodisini işitsin.

Evrenimiz görünür görünmez sistemlerle doludur. Din ve felsefe bilinmeyen sistemleri açıklamaya çalışır. Aralarındaki fark din kesin olarak bulduğunu iddia ederken felsefe aramaya devam eder. Kişisel bir yorum olarak Allah'ın tüm yeryüzüne herhangi bir din getirmediğini düşünüyorum ki zaten bu görülüyor. Allah, harekete geçirici olandır, başlangıç ve ana plandır. Detay ise sadece detaydır. Anlatılagelindiği gibi eğer Allah insanları kendisine inanmalarını isteseydi bunu gökyüzünde bir yazı gibi kesin delillerle yapabilirdi. Gerçekte deliller vardır. Olması gereken ve olan görmek isteyenleri görmeye başlamasından ibarettir. Görmek istemeyene gösteremezsiniz. Zamanınız geldiyse hangi inancın içinde doğduğunuzun bir önemi yok görmeye başlayacaksınız.

Ana plan içersinde yaşamlar belli bir yönde akarlar. Dünyanın oluşumunu bir düşünün. Önce toz bulutuydu sonra merkezde toplanmaya başladı, katılaştı, dağlar, denizler, ormanlar, oluştu. Ve sonra da yaşam filiz verdi. Evet, bir oluş içersindeyiz, bir ana plan var. Bu ana planı Allah insanları sınava sokuyor şeklinde değerlendirmek, bu yazıyı okuyan ve ne demek istediğimi anlayanlar için üzücü bir anlayışsızlıktır. Beni anladığına inandığım ismini bilmediğim dostum/kardeşim,arkadaşım, şimdiden biliyorsun veya bileceksin ki güvendesin. Var olduğunu gör. Oluşu gör. Bir parçası olmaktan onur duy.

Evreni kusursuz yaratan Allah insanda hata mı yapmıştır? İnsanda kusur varsa bu kusur yaratıcısında değil midir? Aslında illa kusur belirteceksek kusur, kusur görmekte, kusursuzluğu görememektedir.

Allah insanların kendisinin farkında olmasını ister/bekler. Bekler çünkü bu çekimin etkisiyledir ki onu ve eserlerini anlamaya çalışıyoruz. İnançlar,felsefeler kuruyoruz. Allah insanlara başka ilahlar edinirlerse kızmaz. Nerden çıktıysa artık şu kızma işi. Allah kızar mı? Biz insanlar yavaş yavaş gerçeklerin farkına varıyoruz. Yaratılışın derinliklerine birden dalamayız. Alışa alışa ve daha fazla bilgi/anlayış talep ede ede ilerleriz. Yeryüzündeki inançlar birer oyundu/dur. Oyunlarla öğreniyoruz. Hiçbir oyun sonsuza kadar sürmez. Çoktanrıcılıktan tek tanrıcılığa gelişen anlayışımız burada donup kalacak mı? Göreceğiz... :)

Bu dünya yaramaz, kıpır kıpır bir çocuğu kollarında tutup konuşur gibi bizi burda tutmaktadır. Daha düşük frekanstayız. Sakinleşmemiz için vardır. Eskilerin esaret yaşamı dedikleri şey. Bir suçluyu biz ne yapıyoruz şimdi? Hapse kapatıyoruz değil mi. Peki orda tutmamız onu iyi bir insan yapıyor mu? Hata yapan bir insana hatası gösterilmeli ve anlaması sağlanmalıdır. İslamdaki tövbe gibi. Tövbenin işe yaraması için hatanın görümesi, üzdüğü kişilerin acısını hissetmesi gerekir. Birşeyler o kişiyi empatiye götürmeli. O şeyler dünyadadır. ;)

Bir kimyasal tepkime gibi yeryüzündeki fikirler,akımlar,dinler gerekli olduğu için çıkmıştır. Bunlara satanizm, ateizm vb herşey de dahildir. Bu akımlar da tükenecektir,değişecek,gelişecektir. Ama şuan için gerekli olduklarını unutmayalım. Neden gereklidir? Ne için çıkagelmiştir? Herşeyin bir nedeni olduğu gibi bunların da bir nedeni ve zemini vardır. Gerekli olmasaydı, bir boşluğu doldurmasaydı bir sonraki aşamaya basamak teşkil etmeseydi kesinlikle oluşmazlardı. 

Toplumda ortaya çıkan eşcinsellik vb şeyler de bir çekim tesiriyledir. Bu çekime kulak verip o boşluğu dolduran insanlar vardır. Bir olay/durum olmadan çok önce o olay/durum için çekim oluşur. Aynen bir hastalığın belirtilerinden çok önce oluşması gibi. Bu çekimi farkedebilirseniz neye yol açacağını da görebilirsiniz. Buna kahinlik diyoruz :) Hastalığa yol açan şeylerin ruh halimiz olduğunu görebilirsiniz. Hastalık önce ruhta başlar. İnsanlık da böyledir. Eğer ruhlarımız hasta olmuşsa en iyi fikirleri bile ölü ağaçlara eğer sağlıklıysa ölü fikirleri bile yeşil ormanlara çevirebiliriz.

Atatürk devrimlerine bir bakın. Atatürk bir toplumun düzeyini çok yukarılara taşımıştır. Ama o düzeyinden korkan ve aşağılarda kalmak isteyenler karşı devrim çekimi oluşturuyorlar. Şu sıralar ülkemiz bu iki çekimin son kozlarını paylaştığı çok ince bir çizgide. Bana göre karşı devrim son çırpınışlarını yapıyor ve tabiki kopmak üzere. Allah karşı devrimin savunucularından razı olsun. Karşı devrimin bitişini hızlandırdıkları için. Yakında göreceğiz. :)

İnsanoğlunun dünya yaşamı dünya malzemesiyle başlar, yediği içtiği dünyadandır, gideceği yer de dünyadır. Bu bedenimizin kısa çevrimidir. Ruhun uzun çevrimi de benzerdir. Geldiği ve gideceği yer ise Allah'tır.

Ruh, bilinç ve bu bilincin dağılıp gitmemesi için eklenmiş ego/benliktir. Allah bu bilinçlerle kendini görme isteğini gerçekleştirir. İşi bu dünyada biten bilinçte BEN yapıştırıcısı giderek zayıflar. Buna bazıları nefsi yenmek der :) İşi biten/devam etmek istemeyen tüm bilgi birikimini kaynağına teslim eder. Devam etmek isteyen bir sonraki deneyim için dönüşüm geçirir. Bilinç yine vardır ama bu kez toplumsal bilinç içindedir, BEN daha çok BİZ'e dönüşür. Tüm üstün bilinçlerin öğütlediği gibi.

İnsanlar BEN'lik enerjilerini daha fazla bilmek/görmek için kullanmalıdır. Öldükten sonraki bir cennet yaşamı için, gecesini gündüzünü ibadetle geçirse de, atıl hale getirmek için değil.

Herhangi biryerde bir şiir, bir şarkı yazılsa unutmayın onu biz yazdık! Birisi üzülse onu biz üzdük ve üzüldük! Mesih/ler gelse onun/ların birşeyler anlatmasına gerek yok. Hissettikleri tüm dünyada ve hatta evrende yankılanacaktır aynen bizlerinki gibi! Tabi çok daha yüksek düzeyde. Gönül gözümüz açık olursa bunu farkedebiliriz bile! Sana soruyorum mesihle yolda karşılaşsan sana saati sorsa farkedebilir misin? Gönlüyle evrene bağlanmış kişi isen evet!

Ruhunuz sistemle uyum içindedir. Bilmezsiniz, sizi gerilim içine sokan uyum içinde yüzüp gitmek yerine herşeyi değiştirmeye çalışmanızdır. Yapılması gereken akışına bırakıp sıyrılmaktır. Sistemle uyum ve güven içinde hayatınızı diğer hayatları izleyin.

Akışın içinde yüzüp gitmek VAR olmaktır. Yüzerken etrafı görmek, evreni ve işleyişi anlamak Allah'ın görmek istemesidir. Yani sorular sormadan yaşayanlar sadece vardır. Soru soranlar "görenlerdir". Varolanlar zamanla görenler olmaya geçebilirler.

Gerektiği/talep ettiğimiz kadar idrak/bilgi gerektiği anda bize verilir/çekilir. Henüz at arabasıyla yolculuk ederken uçaklarla ilgili bilgi verilmez verilse de anlaşılamaz. Adım adım, yavaş yavaş, sindire sindire. İnsanlar nedense bir sihirli değnek bekliyorlar, gelsin dokunsun ve süper idrak sahipleri kılınsınlar. :) Oysaki böyle olmaz. Önce fidan olmadan, yazı kışı yaşamadan her yıl biraz daha büyümeden ağaç olan bir tohum gördünüz mü? İnsanda tabiki biraz daha karışıktır durum. Depresyonlar, kaybolmuşluklar, kimliksizlikler, öfke, kaçış vb. yaşamadan yükselme olmaz.

Bu bakımdan bireysel veya toplumsal hafıza ilerlemek, yol almak içindir. Unutsaydık tekrar yapardık, ilerleyemezdik. Şunu söylemek yanlış olmazki ne kadar çok şey hatırlıyor, nekadar çok bilgiyle mantık yürütebiliyorsak o kadar ilerleyebiliriz.

Tabi bunun için kendimizde ve toplumda öncelikle yükselme,öğrenme isteği oluşturulmalı. Çook sonraki anlayışı anlatmak işe yaramaz. Hem sanırım anlatamayız hem de anlayan bulmakta biraz zorlanırız :) O yüzden şuanki düzeyin biraz üstünde bilgi aktarmak, hissini duyurmak yeterlidir. Ömrümüz yettiğince, varlığınızla, dünyayla yükselme enerjinizi/isteğinizi paylaşın. Dileyin ki hep beraber evrensel sevginin bile ötesinde şeyler hissedelim.

Bir tavsiye olarak içinizden gelmiyorsa Allah'ı övmeye çalışmayın bu gelişiminizi yavaşlatabilir. Onun yerine hata arayın, eleştirin, sorular sorun. Herhangi bir sorunuzun cevapsız kalacağından mı korkuyorsunuz ki? Cevap veremeyen düşünceleri reddetmekten kaçınmayın. Size soru sormayın diyenleri dinlemeyin. Cevapsız sorular bulmak için uğraşın, o soruların cevabını heryerde arayın bulamazsanız kendiniz cevaplayın.

Sade bireyler olun. Fikirsel düzyde bile olsa bir grubun/cemaatin parçası olmak size kazandıracağından çok daha fazlasını götürecektir. Olacaksanız da insanlık ailesinin bir parçası olun. Gerçi yanlış zeminde olsanız da doğruyu bulmak ise amacınız bulacaksınızdır. Bundan vazgeçmeyin. Ama bu cemaatlerde hocaefendiler tarafından kasıtlı yapılan yanlış ispatlara da dikkat edin. Ör. Güneş doğudan doğar işte bu yüzden yoğurt beyazdır şeklinde, ikinci önermeyi, alakasız 1.önerme ile doğrulamaya çalışırlar.

Burdan sana seslenirken aslında garip duygular içersindeyim. Merhaba ben, nasılsın diyorum kendime. Sonra iyiyim ben, ben nasılım. Senin ismin ne? XYZ. Ya benim ki? ABC. Hangi dindeyim? Ben yahudi olarak filanca yerde doğdum ya sen? Ben de müslüman olarak falancada doğdum. Dinlerimiz ve mekanlarımız hatta rengimiz bile farklıymış ama herşeyi ve seni de seviyorum buna engel olmasın hiçbirşey. Olmaz. Umarım...