|
Çok basit olduğu için anlamayacaksınız. :)
Bir bisikletiniz var. Siz üstündesiniz ve yollardan patikalardan geçiyorsunuz. Dünyanın enerjisine hapsolmuş yani, olaylara kendini kaptıran, ardındaki mesajları alamayan kişi o bisikletin üzerinde durmaya çalışır, zaman zaman yalpalar ve düşer. Karşılaştıkları olaylar onlardan bağımsızmış gibi gelir. Ama dünya enerjisinden veya örtüsünden kurtulmuş kişi sadece izler. O bisikletin üzerinde gitmemektedir sadece arka plan haraket etmekte değişmektedir. O izler. O kişi yaşarken olayları izler, insanları izler, oluşu izler. O izlediği için hayat öğretmeni ona dolaylı yoldan birşeyler anlatmaz/anlatamaz. O kişide bir biliş hali gelişir. Nasıl olduğunu düşünmesine gerek yoktur. Sadece bilir. Birisiyle konuşurken söyleyeceği şeyleri düşünmesi gerekmez. Bilir.
Zihin kalbin gölgesidir. Biliş yürekten gelir. Zihin o bilişi dünya diline çevirmeye çalışır.
O kişi için üzülme, keder, endişe, korku yoktur olamaz. Gelecek, geçmiş, para, pul sadece seyredilen şeylerdir. O kişi dünya enerjisinden kurtulduğu için bu enerjinin insan ruhuna dokunma yolları olan bu korku, endişe, keder, karamsarlık vb duygular işe yaramaz. Ve dünya enerjisi o kişiyi bunlardan azad etmek zorundadır. Ama eğer o kişi izlemeyi bırakıp olaylara dalmayı seçerse o dünya enerjisi ona hizmet etmeye devam edecek, isteiği korkuyu, endişeyi yaşatacaktır.
Allah o kişiler vasıtasıyla yarattıklarını izlemektedir. Dünyayı, oluşu izliyor musunuz? Mükemmelliğine tanık oluyor musunuz? O esnada içinizden ağlamak geliyor mu? İşte Allah o an sizin gözlerinizde, yüreğinizdedir.
Çoğu insan hayatlarının bir anında böyle şeyler hissederler. Ama dünya enerjisi sana hizmet etmeye devam edeyim mi diye sorduğunda, Evet derler devam et. O zaman o kişi henüz o hissi kalbinde uzun süre tutamayacağı için evet demiştir. Dünya enerjisine geri döner, hayat gailesi, koşuşturmacası içinde yine kaybolur, izlemeyi bırakır. Ama unuttuğu o güzelliğe özlem duyar. Ve tekrar yaşar. Ve yine sorar dünya, Sana hizmet etmeye devam edeyim mi? "Hayır ben artık izlemeye geçiyorum" diyene kadar bu böyle devam eder. Bir unutur, bir hatırlar.
Hatırlarken bazen yataklarında ters dönerler, depresyona girerler, büyük bir sıkıntı duyarlar. Belki kendi kendilerine rüyalarında hatırlayacağım ve unutmak istemeyeceğim derler. Ama gene unutmak isterler. Çünkü hazır değiller. Henüz yeterince büyümediler ki meyve verebilsinler. Henüz ne kadar isteselerde dünya enerjisinin hizmetine ihtiyaçları vardır. Beslenmeye ihtiyaçları vardır. Zamanı gelince tüm besinlerini, suyunu, hatta güneşini kendi içlerinden karşılayacaklardır.
Neye ihtiyaçları varsa içlerinden gelecek. Bir biliş hali olacak. Konuşurken kalpleri sözlerinin çok öncesinde hareket edecek. Zihin kelimeler kurarken bazen ne dediğini anlayamayacak. Kalbin gölgesi gibi. Gölge yani zihin kendisinin sadece kalbin gölgesi olduğunu geç kabul edecek.
Bilmesi için soru sorması yeterli olacak. Cevap hemen içine doğacak. Karşısına aldığı birisinin tüm halini bilecek. Ona baktığında nerede olduğunu görecek, o soru sorarken yanlış soruyu sorduğunu bile, cevabı duymak isteyip istemediğini bile. Bu biliş sizi ürkütmesin. O bilişi kötüye kullanma gibi bir şansınız olmayacak. O durumda bilgi size gelmez ve bloke olur. Yalnız insanlığın yararına çalışır çünkü. Bir de eğer hazır değilseniz zaten size gelmez. Gelmemesini sebebi zannettiğiniz gibi sizin yeterince iyi olmamanız değildir. Sizin onu istememenizdir. Siz hazır olduğunuzda otomatik gerçekleşen bir süreçle istemeye başlarsınız. İstiyorum demeden. Siz düşünürken o muhteşem kitaplığa başvurursunuz ve bilgi seçilip size gönderilir. Siz yine size gönderilen bilgilerden istediğinizi seçebilirsiniz. Kendi düşüncenizin ve dünyanızın mimarı sizsiniz çünkü.
Evren bir oluş halindedir. Ortak bir düşüncenin eseridir. Ve değişmeye devam etmektedir. Zannedildiği gibi hazır mimari bir projenin uygulaması değildir. Mimarların yaparken tasarladığı, değiştirdiği, eklediği ve çıkardığı bir oluştur. Oluş yaratıcılıkla başlamış ve devam etmektedir. Siz de bu oluşa katkıda bulunabilirsiniz. Evreni ve oluşu tasarlayın.
Katkınız olsun...
|